"…Oysa adam, kadından habersiz, yolda, arabada, nerede olursa olsun “Bakmama” oyunu oynuyordu kendince. Aslında sadece oyun değil; gönüllü sadakat körlüğü!.. Karşıdan güzel bir kadın gelirken “bakmayacağım” der, başını çevirirdi adam. Hatta inadına tam o anda, onu düşünür, onun buğulu bakışlarını kestane bir perde olarak indirirdi gözlerine. Baksa ne olacak ki, kimin umurunda, ama bakmazdı işte. Huzur dolardı içi. Yerine getirilen bir ibadet kıvamında. Mutlanırdı oracıkta. Gözlerine dek sadık kaldığı için ona…." (sayfa 53)

Share: