Site Feedback

İşim

Bugün sizinle şimdiki işim hakkında anlatacağım. İşim pek ilginç değil ama gelecek planlarıma bu işten para önemli.

Pinetop-Lakeside adlı şehirde çalışıyorum. İki haftadan beri buradaydım. Teyzem ve amcamla kayıyorum. Onların ailesinde aldı kişi var, birisi orduya gitti, o bizde değil. Üç tane çocuğu evde benimle oturuyor: en büyüğü adı Tyler. Şimdi lisenin dördüncü sınıfta. Ondan sonrakinin ada Çandler. Okulda okuyor. En küçüğü adı Siyerra (o kız). Birkaç yıl önce okul başladı. Onlar sabırlı bir aile, çok nazik. Her zaman teyzemle çalışıyor. İş yapmak için araçlara sahiptir.

İşim çimen biçmek. Bu iş ilginç olmadığını biliyorum ama odan çok para biriktirebilirim. Tam olarak anlatacağım.

Birkaç yanımızdaki şehirlere gidip, çimen biçeriz. Biçtiğimiz evlerini hepsinin sahibi yok. Bank sahibi. Bazen çim öldürmek için zehir püskürtüyoruz. Normalde haftada yirmi saat çalışıyorum. Daha çalışacaktım, ama daha iş yok

İnşallah daha üç hafta sonra yeterli kadar para biriktireceğim ki tatile gidebilirim. Zaten bilet aldın, bu işten eterli para çok gerekiyor.

İşimin iyi açılarının biri hava. Genellikle Arizona'nın güneyinde oturuyorum. Oradaki hava her zaman çok sıcak. Buraya göre orasının hava 20 F derece daha sıcak. Bu iş biraz zor olsa da, işim olduğuna çok mutluyum.

Share:

 

0 comments

    Please enter between 0 and 2000 characters.

     

    Corrections

    Yanımızdaki Yakınlardaki birkaç şehirlere şehire gidip, çimen biçeriz/biçiyoruz. Biçtiğimiz evlerini (evlerin sahibi) hepsinin hiçbirinin ("hepsi var" or "hiçbiri yok") sahibi yok.Bank sahibi Sahipleri banka. Bazen çimleri öldürmek için zehir püskürtüyoruz. Normalde/Genellikle haftada yirmi saat çalışıyorum. Daha fazla çalışacaktım çalışırdım ama daha başka iş yok.

    İnşallah/Umarım daha üç haftada sonra yeterli kadar para biriktireceğim biriktirebilirim ki ve tatile gidebilirim. (İnşallah üç haftada yeteri kadar para biriktirebilirim ki tatile gidebileyim./İnşallah üç hafta sonra yeterli parayı biriktirmiş olurum ki tatile gidebileyim) Zaten bilet bile aldım, bu işten eterli para çok gerekiyor  bu işten gerekli parayı kazanmaya çok ihtiyacım var.

    İşimin iyi açılarının taraflarından/yönlerinden biri de hava. Genellikle Arizona'nın güneyinde oturuyorum. Oradaki/Orada hava her zaman çok sıcak. Buraya göre/kıyasla orasının/oranın hava 20 derece F daha sıcak. Bu iş biraz zor olsa da, bir işimin olduğuna çok mutluyum (bir işim olduğu için çok mutluyum).

     

    Very Good!

    (2/2)

    İşim

    Bugün sizinle şimdiki işim hakkında anlatacağım konuşacağım ("sizinle işim hakkında konuşacağım" or "size işimi anlatacağım"). İşim pek ilginç değil ama gelecekteki (in Turkish "gelecek planlar" does mean something like "the plans that will come". Hence, it is better to use a noun to refer to the future: "Gelecek-te-ki" - "(As for-)in-the future") planlarıma için bu işten para kazanmam önemli.

    Pinetop-Lakeside adlı şehirde çalışıyorum. İki haftadan beri buradaydım buradayım (if you left the city already it is okay to say "buradaydım" but if you are still there then you should use "buradayım"). Teyzem ve amcamla birlikte kalıyorum. Onların ailesinde altı kişi var. Birisi orduya gitti, o artık bizde değil kalmıyor ("bizde kalmıyor" or "bizimle birlikte değil" ). Amcamın (whose "çocuk"? ) üç tane çocuğu evde benimle oturuyor/yaşıyor: en büyüğünün (the subject is "the name of the biggest one" rather than "the biggest one" so you should add the possession suffix on "büyük" to include "adı" into the subject) adı Tyler. Şimdi lisenin dördüncü sınıfta. Ondan sonrakinin adı Çandler. O okulda okuyor. En küçüğünün adı ise Siyerra (o kız). Birkaç yıl önce okula başladı. ("Okul başladı" means "the school has started" since "okul" is the subject. "Okula başladı" means "she has begun going to school") Onlar sabırlı bir aile ve çok nazikler. Çocuklar (?) her zaman teyzemle birlikte çalışıyorlar. İşleri yapmak için ise çeşitli araçlara sahipler

    Benim işim çimen biçmek. Bu işin ilginç bir iş olmadığını biliyorum ama odan bu yolla / bu iş ile çok para biriktirebilirim. Tam olarak anlatacağım/anlatayım.

     

     

    (1)Bu iş ilginç değil,(ben) bunu biliyorum. => (2)(Ben) Bu işin ilginç olmadığını biliyorum. 

     In (1) there are 2 conjucted sentences. "bunu" in the second sentence refers to the first sentece. If we replace "bunu" with the first sentence we need to declare that "olmamak" (which is a noun) does belong to "iş" ("olamamak" of "iş"). It is because in (2) the subject is "Ben" and if we do not modify "iş", it will look like the sentence has two independent subjects. Basicly bu işin ilginç olmadığı is the object in (2). 

    Teyze: sister of your mother. Hala: sister of your father. Amca: brother of your father. Dayı: brother of your mother. Yenge: the wife of your dayı or amca or the wife of your brother. Enişte: the husband of your hala or teyze or the husband of your sister. 

     

    (1/2)


     

    İşim

    Bugün sizinle şimdiki işim hakkında konuşacağım. İşim pek ilginç değil ama gelecek planlarım için bu işten kazandiğim para önemli.

    Pinetop-Lakeside adlı şehirde çalışıyorum. İki haftadan beri buradaydım. Teyzem ve amcamla kalıyorum. Onların ailesinde aldı kişiler var, birisi orduya gitti, o burda değil. Üç tane çocuğu evde benimle oturuyor: en büyüğünün adı Tyler. Şimdi lisenin dördüncü sınıfta. Ondan sonrakinin adi Çandler. Okulda okuyor. En küçüğü adı Siyerra (o kız). Birkaç yıl önce okula başladı. Onlar sabırlı bir aile, çok nazikler. Her zaman teyzemle çalışıyor. İş yapmak için araçlara sahiptir.

    İşim çimen biçmek. Bu iş ilginç olmadığını biliyorum ama bu işten çok para kazanabilirim. Tam olarak anlatacağım.

    Yakınlardaki şehirlere gidip, çimen biçiyoruz. Biçtiğimiz evlerini hepsinin sahibi yok. Bank sahibi (?). Bazen çim öldürmek (kurutmak ?) için zehir püskürtüyoruz. Normalde haftada yirmi saat çalışıyorum. Daha çalışacaktım, ama daha fazla iş yoktu. 

    İnşallah daha üç hafta sonra yeterli kadar para biriktireceğim ki tatile gidebileyim.

    Zaten bilet aldın, bu işten yeterli para çok gerekiyor. (?)

    İşimin avantajlarindan biri hava. Genellikle Arizona'nın güneyinde oturuyorum. Oradaki hava her zaman çok sıcak. Buraya göre orasının hava 20 F derece daha sıcak. Bu iş biraz zor olsa da, bir işim olduğu için çok mutluyum.

    Write a correction

    Please enter between 25 and 8000 characters.

     

    More notebook entries written in Turkish

    Show More